Pazartesi, Nisan 12, 2010

vera

Pink Floyd

does anybody here remember vera lynn
remember how she said that "we will meet again, some sunny day"

vera, vera
what has become of you?

does anybody else in here
feel the way i do?

Pazartesi, Temmuz 14, 2008

travis?

mekan: parkorman

zorlu bir yolculuk sonunda, alp, ıtır ve zeynep konser alanına varır.

almula beklenir, içeri girilir.

alp ve ıtır wc kuyruğuna girer ve umitsiz bekleyiş başlar. yaklaşık 15dk sonra, ıtır'ın aradaşı sayesinde kuyruktan çıkılır. ancak vaatler boştur, gidilen noktada wc yoktur :)

bu boktan olaylar silsilesi, konserin başladığı ilk 3 dakikaya kadar sürer, ancak mutlu sonlanır.

en güzel görüntü alınacak ve rahat bir noktadan ıtır ve alp konseri izlemeye başlarlar, ancak o da ne? bu boktan heyecan onları arkadaşlarından ayrı düşürmüştür!

arama-kurtarma çalışmaları sonunda 3. şarkı çalarken buluşulur, ve pre-paid yemek olayı için "yiyecek" ve "içecek" ekipleri oluşturulur.

alp ve ıtır mekanın ortasındaki havuzu aşarak arkaya ulaşmak zorundadır, ıtır düşünürken alp bariyerlerin üstünden uçmaya çalışır ve havuza düşen bazı nesneler göze ve kulağa çarpar!

olay yerine gelen görevli;

"abi ne yaptın ya, ortalığın ... na koydun!"

diyerek hislerini paylaşır.

köfte-ekmek eşliğinde konser izlenir.

bu arada hemen yanımızdaki çift dikkatleri üzerine çekmektedir. uzun süredir görüşmeyen, şehvetli aşıklar oldukları belirlenen S.A. ve G.D. mekanı tam anlamıyla verimli kullanarak yakınlaşırlar.

dans, fotoğraf çekimi ve muhabbet aktiviteleri ile sonlanan konserin ardından, ortaköy house cafe'ye gidilir ve cila yapılır.

g.s. üni. önündeki uzun boylu hatunun gögüsleri ise bahsetmeye değerdir.

ıtır'ın yeşil efekt yaratma çabaları boşa gitmesin diye, bir ağacı kucakladığım ve poz verdiğim bildiriliyor.

gecemiz güzeldi, tüm katılımcılara ve travis band'e teşekkür ederük!

geldi ama...

...tat bırakmadan gitti.

kim belirledi böyle "yavan" bir şarkı listesini?

neden mutsuz, heyecansız ve donuk çaldı?

"brothers in arms", "walk of life", "romeo&juliet" ve "sultans of swing" den başka hiç mi şarkı kalmamıştı aklında?

dire straits albümü,
communiqué albümü,

kim bestelemişti bu apayrı müzikleri?

dinlediğiniz zaman, "işte bu mark knopfler'ın gitarı" diyebileceğiniz özgünlükteki müzik neden layık görülmedi, ilk defa konser verilen istanbul'a?

"all the roadrunning" diye şarkılar yazdığın, takılıp kaldığın bu country havaları seni de bizi de açmadı.

diyorum kendi kendime, herhalde doydu artık böyle güzel müzik üretmeye, başka şekiller deniyor...

denesin,

keyif yok.

Cuma, Haziran 13, 2008

flüt ve gitarın buluşması


6 haziran cuma, AKSA da iş haftasının son günü akşamki konser için bekleyiş devam ediyor...


ilk defa canlı performanslarını göreceğim "Jethro Tull ve Saz Arkadaşları" bu gece Maslak'ta!?! sahne alacak.


konserin maslakta bir amfi-tiyatro bozması mekanda olduğunu önceden öğrenmiştim, bu nedenle pek ümitli değildim mekandan yana...


nitekim konser alanına giriş tam bir rezaletti... toz toprak içinde daracık bir yolda arabalar yoğun trafikte ilerlemeye çalışırken, izleyici kitle kenardan girişe doğru ilerliyor. o giriş denen yer de zaten saçma bir şekilde ağzı yola bitişik bir boşluk, üstüne bir "modern" çöl tentesi germişler. neyse, amacımız üzüm yemek, müzik dinlemek olsun...


dedik, ve sıraya girip, rahatça içeri girdik. 4 kişiyiz, iki baba-oğul, keyfimiz yerinde... amfi alanına gelince daha bir rahatladım, düzgün bir oturma alanı yapmışlar en azından, sahne de fena gözükmüyor. oturduk, 8 ytl lik lüks tarifeden efes biralarımızı aldık, bekliyoruz...


konser vaktinde başladı, ses sistemi iyi gidiyor şimdilik... bu arada havanın kararması ile arada bir sahne ışıklarının parlamalarına eşlik eden şimşekler çakıyor... altımda şort, üstte tişört düşünüyorum şimdi yağmur yağarsa ne yaparız diye...




bu arada bay anderson şakacı tavrı ile bizleri selamlıyor, daha sonra sahnenin önünden geçen bir zıpır elemana seslenerek;


"no,no! i really don't mind if you walk in front me while i am talking" diyerek bizleri güldürüp, elemanı da kırmadan uyarıyor...


ilk yarı sakin çalıyor ve herkesin ezbere bilmediği şarkılarını bizlerle paylaşıyor.


ikinci yarıyı beklerken başladı bir yağmur, çiseliyor ama belli olmaz derken ikinci yarı başladı, yağmur da hediyesi... esmediği sürece sorun yok diyorum ama meret yağıyor.


bu arada bay muzip anderson mikrofondan şöyle sesleniyor;


"now we will introduce you a tune that you probably are very familiar with, from the well known, great american band eagles... diyor ve duruyor


no way, actually i hate eagles but they used a series of chords in their hotel california, which are in fact ours :) "


diyerek bizleri tekrar güldürüyor ve konserin en etkileyici son bölümüne giriyoruz. bu şarkıdan sonra, "thick as a brick", "aqualung" ve J.S.Bach'ın "bourré" sini de çalarak biz ıslak seyircileri kurutuyor.


konser kısa bir bis ile son bulurken, bizde "uleyn çok iyi çaldılar be yahu, 60 yaşında adam..." diyerekten keyifle çıkışa yöneliyoruz... ancak dışarı çıkmak imkansız gibi, hac yolundaki zavallılar gibi sıralandık bekliyoruz.


aklımdan geçiriyorum, "ulan bir yangın çıksa nasıl çıkacak insanlar buradan... hangi mimar tasarlamış, hangi akıllı onaylamış bu yapının projesini" diyorum.


pisliğin, tozun, dumanın içinde arap bedevileri gibi çıkıyoruz mekandan...


ah istanbul, ah büyükşehirdeki cehalet... keyfimizden bir parça çaldın, ama müzik ve yaratıcılık senden fazlaydı ve hala damağımızda tadı var.


sen cehaletle, müzik hayat ve akılla dans ettiği sürece alt edemezsin onu...


keyifle ve müzikle kalın

Salı, Haziran 03, 2008

haziran'da ne yapılır?

sabah 6:15 de kalkılır, kahvaltı edip marş'a basılır.



eskihisar'a varılır, tekneye binilir.



10 dakikalık temiz hava ve deniz keyfinden sonra iskeleye yanaşılır, arabaya binilir.



A blok önünde inilir, ofise girilir.



iş yapılır, yemek vakti gelir. 7 çeşit içinden yemek yenir, çamların altında tavla oynanır, limonata içilir.



ofise girilir, iş yapılır.



saat 6 da tekneye binilir, eskihisara gidilir.



tekne keyfi 10 dakika da olsa günde iki keredir, başkadır.



bunun adı aksa stajı'dır.



2 hafta sürer...

mini göcek rehberi 3

Göbün'de dinlenince sabah kahvaltı etmeden çıkarız, kanaldan kurtulup, güneye yol verilir. Haritadan bakıp Yavan Su'ya varırız.

Yavan Su

Sakinliği ve denize kadar inen çamları ile geniş bir cennet denizidir burası. Koyun doğusunda (girerken iskelenizde kalır) bir T iskele vardır, tonoz alınır. Kahvaltınızı bu iskelenin hemen sancak kısmında kalan havuz gibi yuvarlak yerde alargada kalarak edebilirsiniz. En batı köşede ise ufacık bir kumsal sizi bekler eğer boş bulabilirseniz. Arkası Hamam Koyu'dur. Bu uçlar dışında dip derindir. 15 - 20 mt. ye demir atılır.

Gece kalacaksanız iskeleye bağlamanızı tavisye ederim, malum Guletler gibi 100 mt. demirimiz olmadığından bu derin ve gecesi rüzgarlı koyda başınız ağrıyabilir.

Kahvaltı keyfinden sonra, hemen batıdaki sırtın arkasında gizli başka bir koy'a Hamam ve Kapı koylarına gidiyoruz...

Hamam ve Kapı Koyları

Ortasında küçük burnu ve adacığı ile bu iki komşu girinti birbirine karşı karşıya dururlar. Göcek'in gece meltemi, açıkdenize bakan tepelerden kopup bu küçücük koyları birbirine katar. Geceleyecekseniz dikkat! Dip erişte ve kumdur, gündüz heykel gibi duran tekneler gece meltemde zor anlar yaşar.

Gündüz keyfi bambaşkadır bu koyların, sıcak sizi baymaz, denize inen çamların kokusu ve sakinlik içinde geçer vakit. Koyun batısında bir iskele vardır uzunca.

Göcek'te mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.

Pazartesi, Haziran 02, 2008

mini göcek rehberi 2

evet efendim, yassıcalarda ara verdiğimiz göcek turumuza devam edelim.

eğer yassıcalarda yer bulup, demir tutturup ve de keyfinizi yapıp gecelediyseniz, sabahında kahvaltı edip, güneye yol verilir. ilk durağımız Tersane Adası.

Tersane Adası

Bu adanın iki koyu vardır. İlkinin ağzı Yassıcalardan güneye inerken hemen iskelenizde kalır, ancak yakınına gelmeden gözükmez. Haritanızdan bakabilirsiniz.

Bu geniş ağızlı koy derin suyu ve sakinliği ile güzel bir yüzme mola yeridir. Genelde sakin olur, arasıra günlükçüler uğrar. Meraklı iseniz koyun tam dibinden karaya çıkıp arkadaki kış limanına kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz gün batarken.

İkinci koy için adanın güneyine yönleniyor ve daracık girişini kaçırmamak için haritamıza bakıyoruz. İçerisi kalabalık olur, günübirlikçiler mutlaka uğrar. Ancak sakin vakitlerde size ait özel havuzunuz gibidir, akşam vakti keyif yeridir.

Girişteki kanal ileride genişler ve iskelenizde su sığdır. Gece sancak tarafa koltuk verilip kalınır.

Hacıdede Deresi - Batık Ev

Eğer Tersane'de yer bulamadıysanız şansınızı Hacıdede Dersinde deneyebilrsiniz. Gecelemeye ve grup keyfine imkan vermesede denizin tam ortasında bir batık ev barındıran bu kanal serin ve temiz suyu ile mola yeriniz olabilir. Tersane ile Domuzadası arasında kalan Hacıdede Deresi'ne haritadan bakıp ulaşabilirsiniz.

Dip derindir, yeterli kaloma verip alargada kalabilirsiniz.


Eh, bugün pek bir keyif yaptık, eğer fazla oyalanmadıysanız, akşam rüzgarını hala yakalayıp yelken yapabilirsiniz demektir! O zaman çıkın adaların arasından, Kapı ve Hamam koyları sırtlarından körfeze dolan canlı rüzgarla yelkenin keyfine varın, bordanız ıslansın biraz!

Eğer çok Göcek tarafına çıkmadıysanız gece yorgunluk atıp güzel bir yemek yemek için; Göbün'e girilir.

Göbün

Burası herhalde Göcek'te ki en gizli ve kuytu yerdir. Domuz adasının güneyindeki dar boğaza girerken sancakta kalır girişi.

İçeride bir iskele, restaurant ve üç - beş teknenin kalabileceği dar bir alan vardır. Bu koy hemen dolar ve çoğu tekne yer bulamayıp dışarı çıkar. İçeride manevra edecek çok yer yoktur, büyük yatlar giremez.

İskeleden tonoz alınır. Gece karada yemek yenilir. Kalabalık olduğunda biraz gürültülüdür.


eveet, şimdilik bu kadar. Haziran bitmeden, yazıyı tamamlamak ümidi ile!

keyfiniz yerinde, canınız güvende olsun...