
6 haziran cuma, AKSA da iş haftasının son günü akşamki konser için bekleyiş devam ediyor...
ilk defa canlı performanslarını göreceğim "Jethro Tull ve Saz Arkadaşları" bu gece Maslak'ta!?! sahne alacak.
konserin maslakta bir amfi-tiyatro bozması mekanda olduğunu önceden öğrenmiştim, bu nedenle pek ümitli değildim mekandan yana...
nitekim konser alanına giriş tam bir rezaletti... toz toprak içinde daracık bir yolda arabalar yoğun trafikte ilerlemeye çalışırken, izleyici kitle kenardan girişe doğru ilerliyor. o giriş denen yer de zaten saçma bir şekilde ağzı yola bitişik bir boşluk, üstüne bir "modern" çöl tentesi germişler. neyse, amacımız üzüm yemek, müzik dinlemek olsun...
dedik, ve sıraya girip, rahatça içeri girdik. 4 kişiyiz, iki baba-oğul, keyfimiz yerinde... amfi alanına gelince daha bir rahatladım, düzgün bir oturma alanı yapmışlar en azından, sahne de fena gözükmüyor. oturduk, 8 ytl lik lüks tarifeden efes biralarımızı aldık, bekliyoruz...
konser vaktinde başladı, ses sistemi iyi gidiyor şimdilik... bu arada havanın kararması ile arada bir sahne ışıklarının parlamalarına eşlik eden şimşekler çakıyor... altımda şort, üstte tişört düşünüyorum şimdi yağmur yağarsa ne yaparız diye...
bu arada bay anderson şakacı tavrı ile bizleri selamlıyor, daha sonra sahnenin önünden geçen bir zıpır elemana seslenerek;
"no,no! i really don't mind if you walk in front me while i am talking" diyerek bizleri güldürüp, elemanı da kırmadan uyarıyor...
ilk yarı sakin çalıyor ve herkesin ezbere bilmediği şarkılarını bizlerle paylaşıyor.
ikinci yarıyı beklerken başladı bir yağmur, çiseliyor ama belli olmaz derken ikinci yarı başladı, yağmur da hediyesi... esmediği sürece sorun yok diyorum ama meret yağıyor.
bu arada bay muzip anderson mikrofondan şöyle sesleniyor;
"now we will introduce you a tune that you probably are very familiar with, from the well known, great american band eagles... diyor ve duruyor
no way, actually i hate eagles but they used a series of chords in their hotel california, which are in fact ours :) "
diyerek bizleri tekrar güldürüyor ve konserin en etkileyici son bölümüne giriyoruz. bu şarkıdan sonra, "thick as a brick", "aqualung" ve J.S.Bach'ın "bourré" sini de çalarak biz ıslak seyircileri kurutuyor.
konser kısa bir bis ile son bulurken, bizde "uleyn çok iyi çaldılar be yahu, 60 yaşında adam..." diyerekten keyifle çıkışa yöneliyoruz... ancak dışarı çıkmak imkansız gibi, hac yolundaki zavallılar gibi sıralandık bekliyoruz.
aklımdan geçiriyorum, "ulan bir yangın çıksa nasıl çıkacak insanlar buradan... hangi mimar tasarlamış, hangi akıllı onaylamış bu yapının projesini" diyorum.
pisliğin, tozun, dumanın içinde arap bedevileri gibi çıkıyoruz mekandan...
ah istanbul, ah büyükşehirdeki cehalet... keyfimizden bir parça çaldın, ama müzik ve yaratıcılık senden fazlaydı ve hala damağımızda tadı var.
sen cehaletle, müzik hayat ve akılla dans ettiği sürece alt edemezsin onu...
keyifle ve müzikle kalın